1950'lerde yolların yapılması, otobüs seferlerinin başlamasıyla birlikte doğal olarak "böyük şeherlere" göç de başlamış oldu. Bu göçden en çok nasiplenen tabii ki İstanbul olacaktı.
Çünkü İstanbul'un taşı da toprağı da altındı. Gel zaman git zaman yaşanan israf sonucu altınların hepsi tükendi. Sonradan hem de büyük umutlarla terörden, açlıktan, eğitimsizlikten, susuzluktan kaçıp gelenler İstanbul'da doluya tutulmuşlardı. Güzelim İstanbul bir canavara dönüşmüş, insanları yutmaya başlamıştı. Hıdrellezi, gündönümlerini, sığır katımını, nevruzu ve sümbülü, kenger sakızını, karda kaymayı, damda yıldızlara bakarak uykuya dalmayı, meyveyi dalından koparıp yemeyi İstanbul'da kimse bilmiyordu. Bilenler "geçim derdi" diye bir maraza tutulmuş, hiçbirşey hatırlamaz olmuştu. İstanbul onları ne eskisi gibi bırakmış, ne de yeni bir şekle sokup birşeye benzetmişti. "İstanbullular" içten içe onları hor ve yük görüyordu.
Artık gurbette yenik düşen Ceylan'ın tekrar memleketine dönmesi kaçınılmazdı. Zaten memlekette Fadime'nin düğününde halay çekecek adam da kalmamıştı. Sonunda köyümüze geri dönelim sesleri yükselmeye başladı. Artık terör azalmış, Anadolu yeniden canlanmaya başlamış, göçünü geri istiyordu. Hem İstanbul'da sefil olmaktansa memlekette açlıktan ölmek daha iyiydi. Geriye göç için olumsuzluklardan doğan, olumlu start verilmiş oldu. Sayıları az olsa da bazı insanlar köylerine dönmeye başladılar. İstanbul Büyükşehir Belediyesi de "Kalmaya değil gezmeye gelin" diyerek, gitmek isteyip de gidemeyen çaresiz vatandaşları köyüne göndermeye başladı.
Hadi köyünüze geri dönün
Buralarda ağaçları kesmişler,
Yerlerine taş duvarlar dikmişler,
Sevdiğimi başkasına vermişler
Abooo...
Hadi gelin köyümüze geri dönelim,
Fadime'nin düğününde halay çekelim.
Artık gurbette yenik düşen Ceylan'ın tekrar memleketine dönmesi kaçınılmazdı. Zaten memlekette Fadime'nin düğününde halay çekecek adam da kalmamıştı. Sonunda köyümüze geri dönelim sesleri yükselmeye başladı. Artık terör azalmış, Anadolu yeniden canlanmaya başlamış, göçünü geri istiyordu. Hem İstanbul'da sefil olmaktansa memlekette açlıktan ölmek daha iyiydi. Geriye göç için olumsuzluklardan doğan, olumlu start verilmiş oldu. Sayıları az olsa da bazı insanlar köylerine dönmeye başladılar. İstanbul Büyükşehir Belediyesi de "Kalmaya değil gezmeye gelin" diyerek, gitmek isteyip de gidemeyen çaresiz vatandaşları köyüne göndermeye başladı.
Hadi köyünüze geri dönün
Buralarda ağaçları kesmişler,
Yerlerine taş duvarlar dikmişler,
Sevdiğimi başkasına vermişler
Abooo...
Hadi gelin köyümüze geri dönelim,
Fadime'nin düğününde halay çekelim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder